yaşıyormuş gibi bak bir kaç güzel gün için, çekiyorum 📷
16 Ağustos 2020 Pazar
UÇURUMUN KIYISINDA BOYNUMA DOLANMIŞ İPLER
15 Ağustos 2020 Cumartesi
GEYVE'NİN AK GÜLLERİ KARALANDI
Yıl 1933, günlerden sıcak bir mayıs günü bir bebek geldi dünyaya memleket Diyarbakır. Ergani biliyor mu acaba içinde doğan bu bebek ilerde kaç yüreğe hitap edecek? Yıllar geçiyor, yıllar çok çabuk geçiyor. ve Sezai büyüyor.
Zaman ne çabuk geçiyor Mona
Saat on on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Yıl 1950 Sezai , Sezai Antep lisesinden mezun olmuş oradan İstanbul'u bulmuş ama parasızlıktan İstanbul onu kusmuş. Ankara kapılarını açmış Sezai'ye; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi. Her şeyin başladığı belki de her şeyin bittiği yer Ankara. Sezai,Muazzez'ini fark ediyor Ankara'da ama Muazzez ona kör, Muazzez ona sağır.Belki Muazzez onu görseydi, Muazzez onu görseydi şu dizeler hiçbir kalemde can bulamayacaktı.
...
Muazzez yanan bir yüreğin karşısında ne kadar ilgisiz dururursa dursun,Sezai yüreğinden akan kanı durduramaz ve Muazzez'in karşısına geçer;yüreğin, bir yangın yeri olduğunu, küllerin durmadan savrulduğunu söyler ama ne mümkün muhacir kızının gönlünde kızıl bir gül gibi olmak, ne mümkün yanan yüreğe bir damla su bulmak...
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
-Bir soğuk,bir garip,bir mavi
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.
Kabul etmez Geyve'nin beyaz gülü olan Muazzez,inanmaz. belki de istemez. Zaman geçer her zaman çok çabuk geçer ve biter var olan her şey. Geçmeyen ve durmadan tekraralayan tek şey Muazzez'in yokluğudur. Yıl 1955 olmuştur,fakültenin sonuna gelinmiş;diplomalar alınmış veda konuşmaları başlamıştır. Sezai hayatı boyunca başarılı ve düzgün bir öğrenci olmuş ama Muazzez'in kalbinde sararmadan solmuştur.
Sezai de kürsüye çağırılır ve konuşma yapması istenir ama onun konuşmak istediği tek bir kişi vardır, Muazzez Akkaya. bütün salon susmuş,bütün dikkatler Sezai de toplanmıştır. İşte tam o sırada belki her şeyin belki de her şeyin başı olan o şiir başlamıştır;
Şiiri Muazzez'in gözlerinin içine bakarak okur,Sezai... Ama artık Muazzez namümkünüdür bu sevdanın. Muazzez'in bir şans istediği söylenir hep ve Sezai'nin kabul etmediği dile getirilir, tıpkı şiirin de dediği gibi;
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallarda durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Muazzez Hanım şimdiler de Amerika'dadır. Sezai de Geyve'de, sevdiği kadının doğduğu yerde,ölümü beklemektedir.
Belki de aşk, maşuk yoksa ölümü kabullenmektir,
Belki de aşk, en baştan kaybedilmiş bir kumardır,
Belki de aşk, yüreğinin memleket bildiğinin yüreğinde beyaz bir gül dikeni bile olamamaktır.
Geyve'nin ak gülleri karalandı ama yine de dönmedi Sezai, Muazzezi'ne...
19 Temmuz 2020 Pazar
Maktülünüzden Haberiniz Var Mı ?
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Geçmişe Gidemeyen Mektup
19 Haziran 2020 Cuma
Umutlu Yaşamak Şiiri
8 Ocak 2020 Çarşamba
İçimden Kuşlar Göçüyor
Hiç-bir zaman bu kurulu düzenlerin kadını olmayacağım. Her zaman koynuma yalnızlığı alıp uyuyacağım. Durgun olan denizleri sevmeyecek, uçmayan kuşlardan hoşlanmayacağım..
Hiçbir eve hiç-bir şehire ait olamadan ölümün kollarının aciz bedenimi sarmasını,beni kör kuyulardaki yalnızlığımdan sonsuzluğa götürmesini bekleyeceğim. Dün onmuşum bugün on sekizmişim yarın otuzmuşum hiç-bir zaman bu rakamları önemsemeyecek ve yalnızlığımı kimseye bulaştırmadan bu dünyadan göçüp gideceğim. Hiç bir zaman hiç-bir çocuğun yarasını öpmeyecek, hiç-bir zaman bir çocuğa öpünce geçecek diyerek pembe yalanlar söylemeyeceğim. Hiç kimseyle biz olmayacağım... Ben yaşayacağım, ben yaşlanacağım ve bir gün yalnızlığın koynunda en tatlı uykumdayken ölmüş olacağım. Ben hiç-bir zaman kurulu bir düzenin sahibi olamayacağım. Yazdıkça kış oluyorum,içim soğudukça kuşlarım göçüyor. Ben hiç-bir zaman yaşımın genç kızı olamayacağım.
5 Aralık 2019 Perşembe
KÜÇÜK PRENS'TEN SONRA.
Hepimiz birer güzel çocuktuk, hepimizin çocukken kendine ait bir dünyası vardı o dünyanin ağaçları,çiçekleri, kuşları, böcekleri her şeyi bizim hayal gücümüze bağlıydı. Sonra büyüdük büyüdük bir dünya da toplandık hepimiz. Bu dünyada çiçekler, kuşlar, böcekler ,ağaçlar her şey paradandı. Bu dünyada hayal yoktu belki de hayal kurmaya zaman yoktu. Sabahları erken kalkmalar, duraklara koşmalar , okullara ve işlere yetişmeler, itişmeler kakışmalar, tartışmalar ve daha nicesi... kalabalık bir dünya da suyundan ayrılmış birer alabalık gibiyiz hepimiz... büyüdük dehşet verici bu büyüklük. Bir ağac hayali kuralım şimdi önce çocuk gibi sonra büyük gibi ağaç hayali kuralım. Bir ağaç hayali kuruyorum şimdi hemde çocuk gibi; kocaman bir dev gibi yeşil yeşil kolları var, kollarında binlerce yeşil çocuğu var yeşil çocuklarının yanlarında rengarenk tomurcukları var, güneşi bekliyorlar güne gülmek için tomurcuklar. Kovuğunun içinde kim bilir kaç böceğin evi var her gece kim bilir kaç böcek sığınıyor kahverengi kabukların altına... Şimdi bir ağaç hayali kuruyorum büyükler gibi; Ağaç işte, yaprakları dalları var. Aman canım ağacında mı hayali olurmuş? Bu kadar işte büyüklük bu kadar. Yaşın büyüyor, ellerin, ayakların büyüyor, boyun uzuyor lâkin o gül güzeli gibi hayal gücün o mis kokulu çocukluk rafında kalıyor ve hiç büyümüyor tam aksine küçülüyor ve yok oluyor. Ne tuhaf şey bu büyüklük. Ne tuhaf şey bu büyüklük ; hiç-bir şeyi merak etmiyor, hiç soru sormuyor, hiç salıncağa binmiyor,hiç koşmuyor ve hiç şaşırmıyor bir kuşun uçuşuna, bir kelebeğin naifligine hiç şaşırmıyor...
Ne tuhaf şey bu büyüklük hiç yaşamıyor...
BİR ÇİFT DENİZ BİR AVUÇ SU OLMUŞ
Sus artık sevgili zihnim! Yaşam bir çelişkiler yumağı çünkü; Kes sesini lanet zihin! Yazamıyorum. Aptalın tekiyim. Ölemiyorum lanet olsun ...
-
Birbirimize vakit bulmak için günün yirmi beş saat olmasını bekler dururduk. Başka yerlerde başka telaşlara kapılıp biz olmayı hep unuturduk...
-
Bugün fotoğrafına baktım, yıkık dökük ama güzel bir konağın önünde yaşamdan nasibini almış bir adam gibi duruyorsun ben de bugünler de tıpkı...
-
Hepimiz çocuktuk, büyüdük büyüdük ve hayata doluştuk. Hepimiz birer güzel çocuktuk, hepimizin çocukken kendine ait bir dünyası vardı o düny...

